TERÖR ÖRGÜTLERİNİN İÇ YÜZÜ
PKK/KONGRA-GEL TERÖR ÖRGÜTÜ
Terör örgütü 1984 yılında başlatmış olduğu şiddet eylemlerini 2000’li yıllara kadar aralıksız sürdürmüş, bunun sonucu otuz bine yakın insanımız hayatını kaybetmiş, yüz binlerce insanımız yaralanmış ve milyonları bulan insanımız ise göç etmek zorunda kalmıştır.2000’li yıllardan itibaren terör örgütü eylemlerine zaman zaman ara vererek eleman ve lojistik destek sağlama yoluna gitmiş, barış adı altında sözde ateşkes ilanı yapmış, ancak aradığı desteği bulamamıştır. Bu nedenle;
2006 yılında şiddet eylemlerinin kitlesel eylemlerle desteklenmesi amacıyla, örgütçe önem atfedilen, 21 Mart Nevruz, 08 Mart Dünya Kadınlar Günü, 01 Eylül Dünya Barış günü gibi ulusal ve uluslar arası kamuoyuna mal olmuş günlerde, özellikle 10–15 yaş arası çocuklar ve kadınlar ön saflara yerleştirilerek eylem ve etkinliklere ivme kazandırmak istemiş, ancak başta bölge halkı olmak üzere vatandaşlarımız tarafından terör örgütünün propagandalarına itibar edilmemesi üzerine örgüt hedeflediği katılım ve eylemliliği gerçekleştirememiştir.
Kitlesel eylemlerde yeterli desteği bulamayan örgüt bu defa, güvenlik güçleriyle girdikleri çatışmalarda ölen terörist cenazelerinin defin işlemleri sırasında ve sonrasında güvenlik güçleriyle vatandaşlarımızı karşı karşıya getirerek sözde ortaya çıkacak olan olumsuz tablodan çeşitli örgütsel kazanımlar elde etme yoluna gitmiş ancak; istenilen kitle desteğini yine bulamamıştır
PKK/KONGRA-GEL terör örgütünce geçmişten günümüze kadar bir çok kez taktiksel girişimler çerçevesinde sözde ateşkes kararları alınarak dönemsel sorunların aşılmaya çalışıldığı bilinmektedir.
Terör örgütünün kadrolarında ve kendi idari yapısında günden güne kan kaybettiği, yapılan başarılı operasyonlarla faaliyetlerinin asgari seviyelere çekildiği, malzeme/eleman sıkıntısı içerisine girdiği, örgüt içerisindeki ayrılmaların daha da arttığı değerlendirilmekle birlikte, yeniden toparlanmak, kış üslenmesinde zayiat vermemek ve 2007 yılı eylem stratejisini yeniden belirlemek maksadıyla sözde tek taraflı ateşkes ilan etmiştir. Ancak ateşkes çağrıları sonrasında da daha önceki sözde ateşkes dönemlerinde olduğu gibi silahlı eylemlerini halen sürdürdüğü görülmektedir.
Sonuç olarak;
KONGRA-GEL (Kürdistan Halk Kongresi), PKK ve KADEK’in (Kürdistan Özgürlük ve Demokrasi Kongresi) isim değiştirilmiş devamı niteliğinde ve Kürdistan Demokratik Konfedaralizmi ismini de kullanan silahlı bir terör örgütüdür.
TERÖR ÖRGÜTÜ PKK/KONGRA-GEL HAKKINDA BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?
KADEK(PKK) terör örgütü, 2003 yılının sonlarında yaptığı 2’nci kongresinde KONGRA-GEL (Kongreye Gele Kürdistan-Kürdistan Halk Kongresi) adını almıştır.
KONGRA-GEL; PKK’nın temelde ve fikirde eski çizgisini aynen koruyan, KADEK’den sonra ismi değişmiş halidir.
KONGRA-GEL; PKK’nın KADEK’den sonra terör örgütü imajından sıyrılmak için strateji gereği başvurduğu yapısal değişikliklerle oluşan yeni imajıdır.
KONGRA-GEL; Amacında, ideolojisinde herhangi bir değişiklik yapmadığı gibi silahlı gücünü özellikle K.Irak alanındaki örgüt kamplarında bir tehdit unsuru olarak barındırmaya, sayısını çoğaltmaya ve yönlendirmeye devam eden PKK ve KADEK’in yeni yüzüdür.
KONGRA-GEL; PKK ve KADEK’in kullanmış olduğu veya örgütü temsil eden amblem, rozet, flama vb. işaretlerini aynen kullanmaya devam eden halidir.
KONGRA-GEL; PKK terör örgütünü (20) yıla yakın yöneten, her türlü terör eylem ve faaliyetlerini kararlaştıran, örgüt mensuplarını terör eylemlerine kanalize edip talimat veren, örgütün amacına veya stratejisine karşı gelen mensuplarını cezalandıran sorumlularını, mevcut konumları ile çatısı altında barındıran bir yeni oluşumdur.
KONGRA-GEL; PKK’nın terörist yöntemleriyle gerçekleştiremediği hedefine, amacına sözde kültürel haklar, kimlik, insan hakları, demokratikleşme vb. kavramları kullanarak ulaşmaya çalışacağı KADEK’ten sonraki yeni yüzüdür.
KONGRA-GEL; PKK terör örgütü gibi KADEK’in de AB tarafından terörist örgütler listesine alınacağının önceden sezinlenmesidir.
KONGRA-GEL; Bazı kesimlerin algıladıkları/algılamak istedikleri gibi yasal bir parti, örgüt, kuruluş değil PKK ve KADEK gibi bir terör örgütüdür. Çünkü PKK’nın bir ürünüdür.
KONGRA-GEL; Saklanılamayan, gizlenilemeyen, rötuşlanarak maske takılmaya çalışılan PKK’nın varisi ve tek hamisi, KADEK’in devamı;
Yani, PKK’nın kendisidir.
Ayrıca;
*Örgüte katılarak aç, susuz, sefalet içerisinde faaliyet gösterirken sağlığı bozulan militanların tedavilerinin yaptırılmayarak ölüme terk edildiklerini veya intihar türü eylemlere gönderilerek ölüme zorlandıklarını,
*Örgüt içerisindeki bayan militanların erkeklerin zevk aracı olduğunu, erkek militanların da homoseksüel ilişkilere girdiklerini, örgütte kısa bir süre de olsa kalan genç kızların istemedikleri ilişkilere zorlandıklarını, direnenlerin de ajan, provokatör ve işbirlikçi iddiasıyla öldürüldüğünü,
*Kimi zaman günlerce bir lokma ekmekten yoksun kalan militanların katır, eşek, kaplumbağa, kurbağa vs. hayvanların etiyle beslenmeye çalıştıklarını,
*Örgüte katılanların ömrünün fazla olmadığını, (3-4) yıl yaşayanların sayısının çok az olduğunu, onun için, sorumluları hariç, örgüttekilerin yaş ortalamasının (18-20) yaş arasında bulunduğunu,
*Örgütten kaçmanın çok zor olduğunu, kaçıpta yakalananların örgüt tarafından çoğunlukla öldürüldüklerini, örgütten kaçıp kurtulma girişiminde bulunan veya örgüte uyum sağlayamayanların üzerinde naylon yakma, buz üzerinde bekletme, aç-susuz bekletme ve örgütten dışlama şeklinde cezalandırıldıklarını,
*Örgüt mensuplarının, örgüte destek veren köylerden bazılarına erzak temin etmek için gittiklerinde bazı ailelerin kızlarına ölüm ve korkutmayla tehdit ederek tecavüz ettiklerini,
*Avrupa’da terörist örgüt imajından kurtulmaya çalışan terör örgütünün; yurt içi ve yurt dışında terörist başının idamının engellenmesi adına idama hayır kampanyaları düzenlerken, diğer taraftan sadece örgütten ayrılmak istediklerini söyledikleri için veya terör örgütünün gerçek yüzünü görerek kaçma girişiminde bulunan ve başarısız olan örgüt mensupları hakkında sözde mahkemeler kurarak idam kararı verip uygulandığını ve bunları diğer örgüt mensuplarına ibret olsun diye videoya kaydederek seyrettirdiklerini,
*Yurtdışındaki ve yurt içerisindeki yandaşlarına kardeşlik, barış, sevgi ve hoşgörüden bahseden terör örgütünce, özellikle kendi kadrolarında duygusal ilişkiye giren ve evlenmek isteyenler hakkında ölüm emri verildiğini
biliyor muydunuz?
SOL TERÖR ÖRGÜTLERİ HAKKINDA BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?
*Yaptıkları en ufak harcamalardan dahi militanlarından hesap soran örgütün üst düzey sorumlularının yurt dışında zevk-sefa içinde yaşadıklarını,
*Örgütün üst düzey elemanları arasında her türlü ilişkinin serbest olmasına rağmen alt düzey elemanlar arasında duygusal ilişkilerin büyük cezalara sebep olduğunu, itiraz dahi edemediklerini,
*Yaptıklarının boş olduğunu ve kendilerinin kullanıldığını anlayarak örgütten ayrılmaya karar veren örgüt mensuplarının işbirlikçi, hain ve şerefsiz olarak suçlandığını, öldürülme korkusuyla bu zor şartlara katlandığını,
*Gençleri sözde uyuşturucudan koruma propagandaları yapan DEV-SOL örgütünün, bizzat gelir temin etmek amacıyla 1980 yılı ilk baharında örgüt liderlerinden P. G., E. C. ve A. T. vasıtasıyla yurtdışına (4) kilo eroin sevkıyatı yaptığını,
*DEV-SOL örgütü üst düzey yöneticilerinden P. G.’nin, örgüte maddi destek sağlamak için uyuşturucu madde ticaretinden elde edilen örgüte ait 400.000 Frank’ı çaldığı gerekçesiyle terör örgütü lideri tarafından 11.07.1991 tarihinde Paris'te öldürtüldüğünü,
*DEV-SOL terör örgütü liderinin Fransa'daki cezaevinden tahliyesi sonrasında uyuşturucu trafiğinin hızlandığını, uyuşturucu trafiği ve mafya ilişkilerinin örgütün diğer kadrolarından gizlendiğini,
*DEV-SOL örgütüne yönelik 27.07.1993 tarihinde yapılan operasyonda yakalanan S.Ö.’in ikametinde 2065 gr. esrarın yakalandığını,
*DHKP/C’ye yönelik 12-25/10/1995 tarihlerinde İstanbul’da yapılan operasyonlarda yakalanan (6) şahısla birlikte 500 gr. esrarın ele geçirildiğini,
*DHKP/C’ye yönelik 18.04.1995 tarihinde İstanbul’da yapılan operasyonda R. T.’nin (10) kg. eroin ile yakalandığını, R. T. ve C. T.’in terör örgütü liderinin talimatları doğrultusunda yurtdışına uyuşturucu madde götürdüklerini, elde edilen para ile örgüte silah alındığını,
*DHKP/C terör örgütü içerisindeki faaliyetlerinden dolayı İstanbul Emniyet Müdürlüğünce 03.12.1997 tarihinde yakalanan S. Y.'nin ifadesine göre, örgütsel eyleme çıktıklarında ve örgüt adına para toplamaya giderken örgüt mensuplarının devamlı olarak uyuşturucu madde kullandıklarını,
*İstanbul Sabancı Center’da 09.01.1996 tarihinde Özdemir Sabancı ve iki kişiyi öldüren DHKP/C örgüt mensuplarından İ. A.'nın (5) ay süreyle saklandığı evde, ev sahibinin baldızına tecavüz ettiğini,
*28.05.1998 günü yakalanan DHKP/C örgüt mensubu Hilal (K) E. G.’in birlikte kaldığı hücre evinde içki alemi yapan örgüt mensuplarının kendisine tecavüz etmek istemeleri üzerine evden kaçtığını,
*Tokat kırsal alanında faaliyet yürüten TKP/ML terör örgütü mensuplarından (15) yaşındaki kız örgüt mensubuna aynı örgüt içerisinde tecavüz edildiğini,
*Sivas-Tokat kırsal alanında faaliyet gösteren DHKP/C terör örgütü mensubu S. G.’nin kırsal hayata dayanamayıp, şehre dönmek istemesi sonucu, örgüt tarafından öldürüldüğünü, örgüt yayını Kurtuluş gazetesinde “düşmanla çatışmanın şiddetli olduğu bir esnada, düşman saflarına geçmek istediği için öldürüldü” şeklinde yalan haber yazıldığını,
*1996 yılı sonu ve 1997 yılı başlarında, Sivas-Tokat kırsalında faaliyet gösteren (31) DHKP/C terör örgütü mensubundan (9)’unun örgütten firar ettiğini,
*Kışı Karadeniz kırsal alanında sığınakta geçiren örgüt mensuplarından Murat (K) M. Y.'nin ayaklarının donması üzerine sağ ayağının (4), sol ayağının ise (1) parmağının DHKP/C sözde grup komutanı Niyazi (K) S. Y. tarafından demir testeresi ile kesildiğini,
*Tunceli kırsal alanında faaliyet yürüten DHKP/C örgüt mensuplarından S. B.’nin örgütten ayrılmak istemesi üzerine hainlikle suçlanarak cezalandırılmak amacıyla çizmelerinin içine kar doldurulduğunu, ayaklarının soğuk suda bekletilerek dondurulduğunu ve tuvalet ihtiyacını gidermeme cezası verildiğini; bunun üzerine soğuktan donan ayak parmaklarının dışkı içerisinde uzun süre kalmasından dolayı çürüdüğünü, çürüyen parmaklarının da makasla kesildiğini,
*MLKP terör örgütü mensuplarının A. A. ve T. A. isimli örgüt mensubu arkadaşlarını, İstanbul yakınlarında ormanlık alanda iki gün süresince işkence ederek sorguladıklarını ve silahla öldürdüklerini,
*Tunceli kırsal alanında faaliyet yürüten TKP/ML-TİKKO terör örgütü mensubu (10) örgüt mensubunun, örgüt mensubu arkadaşları tarafından işkence yapılarak sorgulandığını, bazılarının işkenceye dayanamayarak öldüğünü, bazılarının da işkence sonrası silahla öldürüldüğünü,
*TPK/ML terör örgütü Merkez Komitesinin almış olduğu infaz kararı doğrultusunda, Tunceli ili Mazgirt ilçesi Aşağıoyumca Köyünde (8) yaşındaki S. K. isimli çocuğun örgüt mensupları tarafından öldürüldüğünü,
*1999 yılında TKP/ML-TİKKO’ya katılan Savaş kod isimli örgüt mensubunun örgüt içinde huzursuzluk çıkardığı gerekçesiyle ajanlıkla suçlandığını, örgüt mensupları tarafından (2) gün sorgulandığını ve (3) örgüt mensubu tarafından öldürüldüğünü,
biliyor muydunuz?
SAĞ TERÖR ÖRGÜTLERİ HAKKINDA BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ ?
*Düzce Hizbullahı terör örgütünün mali kaynak sağlamak için cinayet, hırsızlık, gasp ve soygun eylemlerini gerçekleştirdiğini, hatta örgüt mensuplarının 1995 yılı içerisinde çeşitli il ve ilçelerdeki camilerden halı ve kilim çaldıklarını,
*İBDA/C terör örgütünün, ideolojisiyle ters düşmesine rağmen, marksist-leninist ideolojiye sahip PKK ve DHKP/C gibi terör örgütlerini destekleyip; yayın organlarında bu örgütleri savunduğunu,
*İslami Hareket Örgütü mensuplarının İslam ilkeleriyle bağdaşmayacak şekilde her yolu kendilerine mübah sayan bir zihniyete sahip olduklarını, banka soygunları, otomobil ve eşya hızsızlıkları yaptıklarını,
*Anadolu merkez olmak üzere şer'i esasların hakim olacağı federal yapıda bir İslam Devleti kurmayı amaçlayan Hilafet Devleti örgütü lideri Muhammet Metin KAPLAN’ın zimmetine para geçirdiğini ve bu sebeple örgüt içerisinde sürtüşmeler yaşanarak bölünmelerin meydana geldiğini,
*Hizbullah Terör Örgütü liderinin zekat adı altında toplanan haraçlarla İstanbul’un lüks semtlerinin birinde 120.000 Dolara alınan villada oturduğunu, örgüt mensuplarının ise yoksulluk ve sıkıntı içerisinde ailelerinden uzakta yaşadığını,
*Ö.E isimli pavyonda çalışan bir bayanın Hizbullah Terör örgütü mensubu M.S.K ile evlendiğini, örgütün bu evliliği tasvip etmeyerek Ö.E.’yi M.S.K’nın kardeşi ve amca oğluna öldürttüğünü, daha sonra örgütün önce M.S.K.’yı sonra da Ö.E.’yi öldüren M.S.K.’nın kardeşi ve amca oğlunu kendi örgüt mensuplarına öldürttüğünü ve mezar evlere gömdüğünü,
*Hizbullah terör örgütü tarafından domuz bağıyla öldürülüp gömülen ve daha sonra yapılan kazı çalışmalarında çıkartılan (72) cesetten (14)’ünün kendi örgüt mensupları olduğunu,
biliyor muydunuz ?
TERÖRİST PROFİLLERİ
Yapılan bu araştırmalar, özellikle 14-25 yaş grubundaki lise ve üniversite çağındaki gençlerimizin, ülkemizde faaliyet yürüten terör örgütlerinin en büyük hedef kitlesi olduğunu göstermektedir.
İNTİHAR EYLEMLERİNDEKİ PSİKODİNAMİK GERÇEKLER
İnsan psikolojisinde intihar, kendine güvensizliğin, ruhsal çöküntünün, karşılaşılan problemlere çare üretememenin bir ifadesidir.
Diğer bir ifadeyle intihar, çaresiz kalan bir kişinin sorunlarından umutsuz bir kaçışı olarak yorumlanabilir. Sonuçta kişi olaylar karşısında eli kolu bağlı olduğunu anlayarak hiç bir çıkış yolu kalmadığından, umutsuzluk, karamsarlık ve çaresizlik içerisine düşmekte, gidişi değiştirecek güçten yoksun kaldığını görmektedir. Kendini ezilmiş, köşeye sıkıştırılmış hisseden bir kişi, duyduğu öfkeyi dışa boşaltamadığı için kendine yöneltmektedir. Kısacası, bir kişinin intihar etmesi hem kendini cezalandırma, hem de bu duruma düşmesine neden olanlardan bir öç alma davranışıdır.
Terör örgütlerinin intihar eylemlerine ihtiyaç duyar hale gelmeleri; örgütlerin gelişmesinin, yükselmesinin, güç olarak daha fazla büyümesinin ve öne sürdükleri ideolojik ve politik çizgide daha ileri atılım yapmalarının kesinlikle bir ifadesi değildir.
Denebilir ki, bu eylem yöntemi bir terör örgütü için başvurabileceği en son yöntemdir. Çünkü bu yöntem, karşılaşılan problemlere çözüm bulmanın mümkün olmadığı koşullarda ortaya çıkmaktadır.
Terör Örgütlerinin İntihar Eylemlerine Başvurma Nedenleri
Örgüt olarak;
·Küçülme kompleksine girmek,
·Faaliyet kanallarının tıkandığını hissetmek,
·Kitle desteğini kaybetme korkusuna kapılmak,
·Muhatap alınmamaktan doğan panik ve tedirginlik içine sürüklenmek,
·Tahrik olmak,
·Demoralize olup psikolojik bunalıma girmek,
·Kendi kadrolarını ve taraftarlarını psikolojik baskı altında bulundurmak,
·Madur görünüp kamuoyunun desteğini almak şeklinde belirlenmiştir.
Bu ana başlıklardan tamamı ya da birkaçı bir araya geldiğinde intihar yöntemi için gerekli zemin oluşmuş demektir.
Arkasında hangi güçler bulunursa bulunsun eğer bir terör örgütü bu eylem yöntemine başvuruyorsa, bu durum bize örgütün bir çıkmazın içine girdiğini göstermektedir.
Çünkü intihar eylemi, çaresizliğin bir eylemidir. Bu eylem bir insanın iç dünyasındaki bunalımlarını dışa vurduğu gibi bir örgütün iç yaşamındaki bunalımlarını da ortaya koymaktadır.
Terör örgütleri tarafından intihar eyleminde kullanılan teröristlerinde kişi olarak ruhsal bunalımda olan, psikolojik tedavi gören, örgüt içinde iken herşeyini kaybedip bitmiş olan ve bunalıma girenler arasından seçildiği, bazı intihar kobayı eylemcilerinde başka teröristlerce tehdit ve silah zoruyla eylem yerine kadar getirilip eyleme zorlandığı, eylemi kabul etmeyen örgüt mensuplarının da katledildikleri tespit edilmiştir.